a one - Türkisch Englisch Wörterbuch

a one

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Bedeutungen von dem Begriff "a one" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 2 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
a one n. bir bütün
a one adj. birinci kalite

Bedeutungen, die der Begriff "a one" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
a new one on me n. şaşırtıcı bir şey
a similar one n. misil
one of a pair n.
a roof over one's head n. başını sokacak bir yer
a feather in one's cap n. övünülecek başarı
one of a kind n. türünün tek örneği
lack of a devotion to one´s country or family n. hamiyetsizlik
one who conducts a poll n. anketör
a specialist in one's field n. alanında uzman
a chip on one's shoulder n. kavgaya hazır olma
a chip on one's shoulder n. öfkesi burnunda olma
a roof over one's head n. başını sokacak bir dam
one-tenth of a hectare n. dekar
a one-off n. bir defalığına
a one-off n. bir seferliğine
a thousand and one nights n. 1001 gece masalları
a thousand and one nights n. binbir gece masalları
one and a half n. bir buçuk
one of a kind n. kendine özgü
a one-room schoolhouse n. tek sınıflık okul binası
one shoe of a pair n. ayakkabının teki
one-to-one combat before a battle n. mübareze
one and a half year n. bir buçuk yıl
have a chip an one's shoulder v. meydan okumak
have a bee in one's bonnet about something v. kafaya takmak
receive a recompense for one's work v. emeklerinin karşılığını almak
have a bee in one's bonnet v. kafaya takmak
give one a tickle in one's throat v. gıcık vermek
be a thorn in one's flesh v. içine dert olmak
have a bee in one's bonnet about something v. kafasını takmak
give one a black eye v. bir gözünü patlatmak
be a shadow of one's former self v. epeyce çaptan düşmüş olmak
have a special place in one's life v. hayatında özel bir yere sahip olmak
have one's photo taken with someone (a celebrity etc) v. resim çekilmek
have a lump in one's throat v. boğazı düğümlenmek
one's heart skips a beat v. kalbi küt küt atmak
get a second one v. ikilemek
take a load off one's mind v. endişesini gidermek
have a bee in one's bonnet about something v. aklını takmak
give someone a piece of one's mind v. birine verip veriştirmek
have a lot on one's plate v. çok fazla işi olmak
have a special place in one's heart v. birinin kalbinde özel bir yere sahip olmak
have a bee in one's bonnet v. kafasını takmak
do one's share of a task v. görevini yerine getirmek
pull a fast one v. oyuna getirmek
raise one's glass in a toast v. kadeh kaldırmak
one's heart skips a beat v. kalbi yerinden çıkmak
have a tickle in one's throat v. birinin boğazı gıcıklanmak
have a tickle in one's throat v. gıcık duymak
give a piece of one's mind v. ağzına geleni söylemek
have a chip on one's shoulder v. çok alıngan olmak
know a place like the palm of one's hand v. avucunun içi gibi bilmek
be a shadow of one's former self v. eski halinden çok düşmüş olmak
be in a world of one's own v. kendi dünyasında yaşamak
keep something in a corner of one's mind v. aklının bir köşesinde bulundurmak
have a good run for one's money v. bir işte uzun süre başarılı olmak
keep something in a corner of one's mind v. aklının bir köşesinde tutmak
give one a tickle in one's throat v. gıcıklamak
be a shadow of one's former self v. epeyce çökmüş olmak
make a rod for one's own back v. kaşınmak
get a rise in one's salary v. maaşına zam almak
have a good head on one's shoulders v. çok zeki olmak
(for an idea) to find a niche in one's mind v. aklında yer etmek
receive a recompense for one's work v. emeğinin karşılığını almak
nurse a viper in one's bosom v. koynunda yılan beslemek
have a bee in one's bonnet v. aklını takmak
pull a fast one on somebody v. kazık atmak
become a part of one's store of ideas v. aklında yer etmek
leave a bad taste in one's mouth v. kötü izlenim bırakmak
pull a fast one v. kazık atmak
live in a world of one's own v. kendi dünyasında yaşamak
scratch a living and pay one's bills v. geçim derdine düşmek
have a lot on one's plate v. bitirilmeyi bekleyen çok sayıda görevi olmak
have a good head on one's shoulders v. aklı başında biri olmak
exert one's strength when bearing a child or defecating v. ıkınmak
have a good head on one's shoulders v. sağduyu sahibi olmak
wear one's hair in a bun v. saçını topuz yapmak
get a lump in one's throat v. üzüntüden boğazı düğümlenmek
have a crick in one's neck v. boynu tutulmak
have a gun on one's possession v. silah bulundurmak
feel a pang of sorrow in one's heart for someone else v. cız etmek
put all of one's efforts in a job v. canla başla çalışmak
feel a pang of sorrow in one's heart for someone else v. içi cız etmek
feel a pang of sorrow in one's heart for someone else v. yüreği cız etmek
(a single) get (someone) to number one in the chart v. bir numaraya çıkarmak
(a single) get (someone) to number one in the chart v. bir numara yapmak
(a single) get (someone) to number one in the chart v. listede bir numaraya taşımak
be unable to get one's tongue around a word v. dili dönmemek
take a strong interest in one's guests v. misafirlerine pervane olmak
show a strong interest in one's guests v. misafirlerine pervane olmak
(a certain thing) slip one's mind v. akıldan çıkmak
(a certain thing) slip one's mind v. aklından çıkmak
be a slave to one's desires v. (birinin) isteklerinin kölesi/tutsağı olmak
set one's hands to a task v. işe el atmak
shave (one's beard) a second time v. perdah vurmak
shave (one's beard) a second time v. perdah etmek
put one's thumbprint on (a document) (in lieu of a signature) v. parmak basmak
have a chip on one's shoulder v. kavgacı olmak
have a chip on one's shoulder v. öfkesi burnunda olmak
have a chip on one's shoulder v. kavgaya hazır olmak
enrol/enroll one's child in a school v. okula yazdırmak
enrol/enroll one's child in a school v. çocuğu okula yazdırmak
enrol/enroll one's child in a school v. okula kaydettirmek
enrol/enroll one's child in a school v. çocuğunu okula yazdırmak
enrol/enroll one's child in a school v. çocuğu okula kaydettirmek
enrol/enroll one's child in a school v. çocuğunu okula kaydettirmek
hide one's light under a bushel v. kendini belli etmemek
hide one's light under a bushel v. tevazu sahibi olmak
hide one's light under a bushel v. kendini göstermemek
hide one's light under a bushel v. yeteneğini gizlemek
be a millstone about one's neck v. ayak bağı olmak
be a millstone round one's neck v. ayak bağı olmak
hide one's light under a bushel v. karda yürüyüp izini belli etmemek
hide one's light under a bushel v. rengini belli etmemek
give someone a piece of one's mind v. ağzının payını vermek
make a rod for one's own back v. başını belaya sokacak işler yapmak
have a one-track mind v. bir konuyu tutturmak
stop defending one's opinion in a debate v. savunulan iddadan vazgeçmek
take a sip of one's tea v. çayından bir yudum almak
take a sip of one's coffee v. kahvesinden bir yudum almak
run through a series of one-night stands v. bir dizi tek gecelik aşk yaşamak
have a mind of one's own v. kendi fikrine sahip olmak
have a mind of one's own v. kendi düşüncesine sahip olmak
become a putty in one's hands v. oyuncağı haline gelmek
become a putty in one's hands v. oyuncağı olmak
die as a result of one's gunshot wounds v. kurşun yaralarından ölmek
throw a hood over one’s head v. kafasına çuval geçirmek
throw a hood over one’s head v. başına çuval geçirmek
take up one’s post a week earlier than expected v. görevine beklenenden bir hafta önce başlamak
get to the top of one's field in a very short time v. çok kısa zamanda alanında en üste/tepeye çıkmak/ulaşmak
be in a wheelchair one’s entire life v. hayatı boyunca tekerlekli sandalyede olmak
hold a gun against one's head v. birinin kafasına silah dayamak
have a cramp in one's leg v. ayağına kramp girmek
make a decision one way or the other v. öyle ya da böyle bir karara varmak
put a knife on one's throat v. birinin boğazına bıçak dayamak
put a cigarette in one's mouth v. ağzına bir sigara koymak
make a difference in one's attitude toward doctors v. doktorlara yönelik düşüncesini/tavrını vs değiştirmek
be half dead with a bullet hole in one's shoulder v. omzunda bir kurşun deliğiyle yarı ölü bir halde olmak
mop one's brow with a handkerchief v. mendille alnını silmek
be a pallbearer at one's funeral v. cenazesinde tabutunu taşımak
not have such a word in one's vocabulary v. lügatında öyle bir kelime olmamak
slash one's wrists in a suicide attempt v. bileklerini keserek intihar etmeye çalışmak
slash one's wrists in a suicide attempt v. bileklerini keserek intihara teşebbüs etmek
slit one's wrists in a suicide attempt v. bileklerini keserek intihar etmeye çalışmak
slit one's wrists in a suicide attempt v. bileklerini keserek intihara teşebbüs etmek
have a splinter in one's finger v. parmağına kıymık batmak
get a splinter in one's finger v. parmağına kıymık batmak
have a hole in one's budget of v. bütçesinde ...'lık açık olmak
replace something with a newer one v. bir şeyi daha yenisiyle değiştirmek
have a cold sore on one's lip v. dudağında uçuk çıkmak